Ahir zaman… İnsanlığın hem en hızlı hem de en yorgun olduğu çağ. Bilginin parmak uçlarında, kalplerin ise çoğu zaman mesafeli olduğu bir dönem. İşte bu çağda yaşayan bizler, birer ahir zaman yolcusuyuz. Yolumuz uzun değil belki ama zor; çünkü kalabalıklar içinde yalnız kalabilmek, doğruyu yanlıştan ayırabilmek her zamankinden daha fazla dikkat istiyor. Ahir zaman yolcusu olmak; sadece yaşamak değil, uyanık kalabilmektir. Her görüleni doğru kabul etmemek, her duyulana kapılmamak… Nefsin sesini susturup vicdanın fısıltısını dinleyebilmektir. Çünkü bu çağda en büyük kayıp, insanın kendini kaybetmesidir.Bu yolculukta en önemli azık sabırdır. Zorluklar artar, fitneler çoğalır, doğru ile yanlış birbirine karışır. Ama sabreden, arayan ve sorgulayan kişi yolunu bulur. Kalbini temiz tutan, niyetini bozmayan insan; karanlık ne kadar yoğun olursa olsun kendi ışığını kaybetmez. Ahir zaman yolcuları için bir diğer önemli şey de yalnızlıktan korkmamaktır. Çünkü bazen doğru yolda yürümek, kalabalıklardan ayrılmayı gerektirir. Herkesin gittiği yol doğru olmayabilir. Bu yüzden hakikati arayan kişi, gerektiğinde tek başına yürümeyi göze almalıdır.Bu çağın yolcusu olmak zor ama bir o kadar da kıymetlidir. Çünkü zorluk arttıkça yapılan küçük iyilikler bile büyür, sabrın değeri kat kat artar. Belki de bu yüzden ahir zaman, sadece bir son değil; aynı zamanda bir imtihanın en açık halidir.Ve unutma:Bu yolculukta önemli olan ne kadar hızlı gittiğin değil, hangi yolda yürüdüğündür.

Ahir zaman yolcusuyuz, yolda izimiz var,
Fırtına içinde bile sönmeyen bir kızıl kor var,
Gecenin en koyusunda doğar en parlak yarın,
Hakikate yürür kalp, ne korku var ne zarar.